Fotoğraf ve fotoğrafçılık nedir?

Cisimlerin görüntülerinin kağıt üzerine aktarılması. Fotoğraf kelimesinin aslı Yunancadaki Photos-Graphesten gelir. Bu ise Işık-Çizgi veya doğrusu "Işıktan çizgi" şeklinde Türkçeye çevrilebilir. O halde fotoğrafın ne demek olduğu şimdi çok daha kolay anlaşılabilir. Fotoğraf, gözümüzün görebildiği herşeyin bazı teknik yardımcılarla kağıt üzerine aktarılmasıdır. Ancak fotoğrafın ne olduğu kolayca iki merhalede anlatılabilirfotoğraf ve fotoğrafçılık

Işığın olmadığı bir yerde (karanlıkta) nasıl gözlerimizin görme kabiliyeti düşer, hatta sıfıra inerse, böyle karanlık bir ortamda fotoğraftan söz edilemez. Fotoğrafın ana maddesi ışıktır. Işık, gerçeği şekillendiren tek vasıtadır. Milletlerarası bir anlaşma yoludur. Bu dil veya bu yol, dünyadaki bütün insanlara tesir edebilen tek unsurdur. Fotoğraf bir anı belgelemek, gözümüzün göremediği tabiatı görünür hale getirmek, bize bizi tanıtmak bakımından bir ilim dalı olarak kabul edilebilir.

Fotoğraf makinası: Fotoğraf; ışığın bulunduğu veya sağlandığı her ortamda, teknikten faydalanılarak ortaya çıkarılan bir sanat mahsulüdür. Burada teknikten maksat bir fotoğrafın ortaya çıkmasında en büyük faktör olan ışığın nasıl, ne miktarda ve ne kadarlık bir zamanda kullanılacağını belirleyen özel sistemlerdir. İşte bu sisteme fotoğraf makinası adı verilir. O halde fotoğraf makinası veya kamera, bir fotoğraf için gerekli olan ışığın nasıl, ne miktarda ve ne kadarlık bir zamanda kullanılacağını ayarlamayı sağlayan ve çeşitli elemanları sayesinde görülebilen her şeyi film üzerine aktaran bir tertibattır. Yahut, kısaca fotoğraf makinası, fotoğraf çekmeye yarayan cihazdır şeklinde de tarif edilebilir.

Fotoğraf makinası çeşitleri: Fotoğraf makinalarını sıralamak gerekirse, bunları cinslerine göre değil, ebatlarına ve kullanış gayelerine göre tasnif etmek gerekir. Çünkü cinslerine göre sıralama yapılırsa hayli kalabalık bir liste ortaya çıkacak ve gelişen teknoloji sayesinde bu liste her gün biraz daha uzayacaktır. Ama yine de bir sınıflama yapıldığında, çift objektifli makinalar, refleks makinalar, körüklü makinalar, stüdyo tipi makinalar, polaroid makinalar, insmatik makinalar, cep tipi yassı makinalar sayılabilir.

Çift objektifli makinalar: Bu tip makinalarda bulunan objektiflerden biri netlik ve çerçeveleme ayarı yapılmasını sağlarken, diğer objektif de fotoğrafın çekilmesine yarar. Üstelik objektiften gelen görüntü bir aynadan yansıyarak makinanın üstünde bulunan mat cam üzerine düşer ve netlik ayarı yapılmasını sağlar. Gerekli netlik iyice yapıldıktan sonra deklanşöre basıldığı anda görüntü tıpkı mat cam üzerinde göründüğü şekilde filme aktarılır. Dolayısıyla bu tip makina iyi bir çekim yapılmak isteniyorsa, görüntüyü matcam (vizör) üzerinde çok açık bir şekilde netleştirdikten sonra deklanşöre basmak gerekir. Bu tip makinalar 6x6 ebadında filmlere çekim yaptığından, daha iyi çekim yapmalarına rağmen ağır ve daha dar açıyla konuya bakarlar.

Refleks makinalar: Refleks fotoğraf makinaları, konusunda en kullanışlı ve en yaygın makina tipidir. Ancak birbirinden farklı üç ayrı tiptedirler.

Kutu tipler: Bu tip refleks makinalar, daha çok reklam ve sanat fotoğraflarının çekiminde kullanılırlar. Çok gelişmiş netlik ayar mekanizmaları, değişik objektif ve filmleri aynı anda kullanabilmeleri, bu makinaların avantajları arasında en önemlileridir. Çalışma sistemleri bütün refleks makinalarında olduğu gibidir. Görüntü 45°’lik açıyla duran aynaya çarpıp üstteki vizöre yansır; ve netlik ayarı yapmak için fırsat verir. Gerekli netlik sonrasında deklanşöre basıldığında ayna yukarı doğru kalkarak görüntünün film üzerine aksini sağlar. Fiyat bakımından en pahalı makinalardır.

Mekanik yassı refleksler: Birinci Dünya Savaşından sonra ortaya çıkarılmış, tamamen mekanik makinalardır. Küçük ve hafif oldukları için kısa sürede yaygınlık kazanmışlardır. Çalışma sistemi aynen kutu tipli refleks makinada olduğu gibidir. Bunların da objektifleri değişebilir. Obturatörleri genellikle perde tiplidir. Bugün yerlerini gelişmiş elektronik yassı tiplere bırakmışlardır.

Otomatik yassı refleksler: Bugün bilhassa basın alanında çok kullanılan makinalardır. Gelişmiş mikroelektronik devreler sayesinde ışığın durumunu, hatta bu ışık durumunda yapacağınız diyafram değerini verebilirler. Işığın yetersiz veya aşırı olduğu durumlarda çekeni ikaz edebilirler. Objektifleri değişebilir. Otuzaltılık rulo film kullanılır. Elektronik devrelerinin beslenmesini karşılamak üzere bir pile ihtiyaç duyarlar. Görüntünün çerçeveleme ve niteliğini makinanın arkasındaki vizörden bakarak sağlayabilme imkanı vardır.

Hem mekanik, hem otomatik denilen bir dördüncü grup vardır ki, bunlar da refleks makinalardır. Bu

makinalar, hem otomatik hem de mekanik olarak ayrı ayrı çekim yapma imkanı verirler.

Cep (Pocket) tipi makinalar: Bu tip makinalar, tamamen elektronik sistemle imal edilmiş, gövdesi çoğu zaman flaşlı, ufak ebatlı makinalardır. Filmi kullanma bakımından ikiye ayrılırlar. Otuzaltılık rulo film ve mikro (kaset) film kullananlar. Küçüklüğü, hafifliği, pratikliği ve ekonomikliği ile, bugün dünyada en fazla satılan makinalardır. Çalışma sistemleri gayet basit mekanizmalarla sağlanmıştır. Geniş açılı bir objektifleri vardır. Genellikle netlik ayarı yapılamaz. Sadece çerçevelemenin boyutlarını bildirmek bakımından basit bir vizör taşırlar. Genellikle mercekler arası bir öbtüratöre sahiptirler. Netlik alanları yaklaşık 1,5 m-sonsuzdur. Bunlara 35 milimetrelik makinalar da denebilir. Film boyutları oldukça sınırlıdır. Belli bir büyütmeden sonra netice olumsuzlaşır.

Polaroid makinalar: Bunlardan başka bir de çok kısa sürede neticeyi veren Polaroid-Land makinalar vardır. Türkiyede şipşak diye tanınmışlardır. Çok basit bir vizöre ve değişmez netlik sistemi ile değişik bir çalışma sistemine sahiptirler. Çekilen görüntü siyah beyaz filmde 15-20 saniyede, renkli filmde ise bir dakikada karta basılı olarak çıkar. Zamanla renklerin solması, kaset halinde satılan filminin çok çok pahalılığı bakımından özellikle basında elverişli değillerdir.

Bunlar tamamen bas-çek usulüne uygun imal edilmiş makinalardır. Kontrol edilebilecek sistem hemen hemen yok gibidir. Görüntüyü kaydetmek için deklanşöre basmak yeterlidir. Bunlar da değişmez objektifli ve obtüratörlüdürler. Disk filmli makinalar ise, henüz çok yeni sayılabilecek bir durumdadırlar. Film rulo halinde değil, disk şeklindeki bir levha üzerindedir. Elektronik bir yapı taşırlar, ışığın yetersiz olduğu durumlarda flaşı çaktırırlar. Fotoğraf makinasının elemanları:

Objektif: Bir fotoğraf makinasının gözü sayılabilecek derecede önemli bir elemandır. Mercek veya mercek gruplarından meydana gelmişlerdir. Yapıları, değişmez optik kaidelerine dayanır. Bu kaidelerden biri de odak uzaklığıdır. Objektiflerde odak uzaklığı f: 24, f: 36, f: 50, f: 75, f: 135, f: 200 vs. gibi işaretlerle gösterilirler. bazen da f: 25-75, f: 35-105, f: 70-210, f: 90-300 gibi işaretlere rastlanır ki bunlar da odak uzaklığının iki değer arasında değiştiğini gösterir. Bu rakamlar aslında objektifin mm olarak odak uzaklığını gösterirler. Objektifin ön tarafında mutlaka objektifin odak uzaklığı belirtilir. Bir de ön tarafta ayrıca 1.1:4, 1.1:8, 1.1:2 vs. rakamlar vardır. Bunlar da objektifin nisbi açıklığını gösterirler. Nisbi açıklık (f) ne kadar büyükse objektife giren ışık mikdarı da o derece fazladır. Yani f: 1.1:4 objektifte filme gelen ışık miktarı f= 1.1:8’deki objektife göre daha fazladır. Çünkü 1/4 (bir bölü dört) 1/8 (bir bölü sekiz)den daha büyük bir rakamdır.

Objektiflerde görüş açısı objektifin odak uzaklığına göre değişir. Odak uzaklığı büyüdükçe görüş açısı küçülür, odak uzaklığı küçüldükçe görüş açısı büyür. Her objektifte odak uzaklığı görüntünün en net olduğu nokta ise de, pratikte gerçek netlik noktası biraz ileride veya geride olabilir. Buna tolerans veya "odak derinliği" denir. Odak derinliği, objektif açıklığı ile ters orantılıdır. Mutlak netlik için filmin bu odak düzleminde durması, görüntünün de bu odak düzlemiüzerine yerleştirilmesi gerekmektedir. Objektifler; geniş açı, normal, tele ve zoom objektif olmak üzere dört grupta toplanabilir. Genellikle odak uzaklığı 24 ile 36 mm arasında olanlara geniş açı, 50 mm olanlara normal, 75 ile 500 mm arasında olanlara da tele objektif denir. Zoom objektifler ise iki ayrı değer arasında değişebilir karaktere sahiptirler. 50-210 mm gibi. Tabii en geniş görüş açısına birinci gruptakiler sahiptirler. Geniş açı objektiflerde perspektif daha normal, objektife yakın kısımlar daha fazla kusurludurlar. Geniş açı objektiflerde iyi sonuçlar genellikle diyafram açıklığının 11 ve 16 olduğu durumlarda elde edilir. Görüntünün objektife çok yakın kısımlarında bir bükülme meydana gelir ve odak uzaklığı küçüldükçe bu bükülme artar. Çok geniş açılı objektiflere balıkgözü denir. Geniş açı objektifler, basında genellikle özel haller dışında kullanılmazlar.

Birkaç mercek grubundan meydana gelen teleobjektiflerin görüş açıları 35 ile 5 arasında değişir. Uzak mesafelerdeki konuları görüntülemeye yararlar. Ancak bu objektiflerde görüş açısı çok dar olduğundan bütün dikkat konu üzerinde toplanmalıdır. Çünkü mercek sayısı arttığından toplam deformasyon (hata) oranı artacak ve birçok detay yok olacaktır.

Zoom objektifler ise, daha önce de belirtildiği gibi, değişebilir odak uzaklığına sahiptirler. Bu, pratikte birçok kolaylık sağlar. Hareket etmeden, istenilen konu görüntülenebilir. Objektif değiştirilmesini önlediğinden dolayı zoom objektifler özellikle spor muhabirliğinde çok kullanılır. Tele objektifler de yine basın alanında çok kullanılan objektiflerdir. Odak uzaklığı büyüdükçe fiyatları da artar.

Diyafram: Objektiften geçen ışık miktarını ayarlayan elemandır. Işık olarak, ışığın miktarından söz edilebilir. Diyafram, iris denilen üstüste geçmiş hilal şeklindeki levhaların açılıp kapanmasıyla, ışığın mikdarını ayarlamaya yardımcı olur. Diyafram genellikle mercekler arasında bulunur. Diyafram en açık olduğu durumda en fazla, en kapalı olduğu durumda ise, an az ışık miktarı objektiften geçer. Diyafram

değerleri objektiflerin üst kısmında belli aralıklarla sıralanırlar. 2, 2.8, 4, 5.6, 8, 11, 16, 22 diyafram değerleridir. Işık en fazla, diyafram değerinin en küçük olduğu rakamdayken (2) geçer. En az ışık ise, diyafram değerinin 22 olduğu durumda geçer. Netlik ayarı yapılırken, diyafram en açık duruma getirilir ve netlikten sonra gerekli değer verilir. Diyaframın ışık miktarını ayarlamaktan başka, alan derinliğinin sınırlarını tespit etme gibi bir görevi daha vardır. Diyafram açıklığı ile alan derinliği arasında ters orantı mevcuttur. Yani biri azalırken, diğeri artar.

Obturatör: Obturatör ışığın geçiş müddetini ayarlayan elemandır. Işığın geçiş müddeti fotoğrafta çok önemlidir. Çünkü film denilen malzeme ışığa karşı çok hassastır. Dolayısıyla bir konu görüntülenirken objektiften geçen ışık filmin yanmaması için, çok kısa bir müddette geçmelidir. Obturatörler bir saniyenin binde birine kadar geçiş müddetini ayarlarlar. Genellikle makinanın deklanşör kolu yanında bir düğme etrafında, bazen da objektif üzerinde yer alırlar. Aşağı yukarı her makinada (Refleks) obturatör değerleri sabittir: 10,25, 50, 100, 250, 500, 1000, 1600. B,T gibi işaretlerle gösterilirler. Bunlar aslında paydaları gösterir. Ancak makinaların üzerinde 1/100, 1/500 gibi rakamlar karışıklık yapacağından bu şekilde yazılırlar. B durumunda ise parmak deklanşöre basılı kaldığı müddetçe film ışığa maruz kalır. T durumunda ise deklanşöre ikinci basışa kadar perde açık kalır. B ve T durumları genellikle gece fotoğrafçılığında kullanılır. Obturatör değerleri enstantane olarak da bilinir. Belli başlı iki obturatör tipi vardır. Bunlardan birincisi ve en yaygın olanı perde obturatörlerdir. Diğeri ise diyafram tipi (İris) obturatörlerdir.

Filmler: Fotoğraf çekmek için kullanılan ışığa hassas malzemeye film denir. (Bkz. Film)

Flaş: Işığın yeterli olmadığı durumlarda, yardımcı ışık kaynağı olarak kullanılan bir malzemedir. Çok defa makinadan ayrı, ancak onunla beraber çalışabilir şekilde portatiftir. Beyaz, yani gün ışığına yakın ışık verirler. Gölgelerdeki kontrastın azalmasında yardımları hayli büyüktür. Çok kısa bir sürede belirli bir nispette çok fazla ışık verirler. Bugün en çok kullanılan elektronik flaşlardan bahsetmek istenirse şunlar söylenebilir: Ksenon ve kripton gazı içinden yüksek gerilim geçirilmesi suretiyle saniyenin binde biri kadar kısa sürede çok kuvvetli bir ışık verirler. Işık renkleri ultra-viyole ışınları kapsadığından renkli filmlerde (özellikle 200 ve 400 ASA) mavi bir ton verirler. Bunu önlemek için UV filtre kullanılır. Elektronik flaşlardan başka küp şeklinde birkaç defa kullanılabilecek flaşlar da mevcuttur.

Filtreler: Filtreler, siyah beyaz filmlerde renk tonu farklarını ortadan kaldırarak detayları ortaya çıkarmak maksadıyla, renkli filmlerde ise özel etkiler elde etmek gayesiyle, kullanılan renkli cam veya jelatinden yapılmış elemanlardır. Değişik sonuçlar elde etmek için birçok farklı renkte filtre mevcuttur. Filtreler renk derecelerine göre kendi rengindeki ışıkları geçirmekte, diğer renklere ise belirli, bir nispette engel olmaktadır. Filtrenin rengi koyulaştıkça istenmeyen renkleri emme kabiliyeti de aynı nispette artar. Yani kısaca süzücü olarak vazife görür diyebiliriz. Her filtrenin bir filtre fonksiyonu vardır. Bunun için filtreler kullanılırken, poz müddetini bir oranda arttırmak icab eder. Filtre fonksiyonu filtre üzerinde belirtilir. Bu filtre fonksiyonu ile normal poz müddeti çarpılırsa çıkan netice, filtreli çekimde uygulanacak yeni poz değerini verir. Filtreli çekimde diyafram değeri bir defa açılır. Mesela filtresiz çekimde diyafram açıklığı 2,8 olsun. Aynı konu için filtreli çekimde yeni diyafram değeri iki olmalıdır. Filtreler umumi olarak sarı, yeşil, mavi ve kırmızı olmak üzere dört ana sınıfta toplanırlar. Bir de özel etki için kullanılan ultra-viyole (UV) filtre ile skylight denilen filtreler mevcuttur. Bu filtreler de aralarında açık, orta, koyu olmak üzere ayrılırlar. Açık ve orta renkliler genelde düzeltme filtreleri iken koyu renkli filtreler kontrast filtrelerdir. Kısaca; sarı ve yeşil filtreler düzeltme, mavi ve kırmızı filtreler ise kontrast maksadıyla kullanılırlar.

Filmin makinaya takılışı: Aşağı yukarı bütün fotoğraf makinalarında film makinaya aynı tarzda takılır. Ancak muhtelif makinaların bazılarında türlerine göre değişik takılma usulleri mevcuttur. Makinaya filmin nasıl takılacağı, makinanın kullanma kılavuzunda mutlaka yeralır.

Filmin makinaya takılmasında en önemli husus; filmin karanlık bir yerde takılması ve makinanın arka kapağının hemen kapatılarak iki poz karenin boş çekerek atlatılmasıdır. Çünkü film takarken büyük bir ihtimalle ilk pozları ışık almış olur.

Diyafram açıklığının tespiti: İyi fotoğraf çekmenin, ışık şartlarını çok iyi kullanmakla mümkün olacağı belirtilmiş ve ışığı ayarlama mekanizmasının diyafram olduğu anlatılmıştı. Film fazla ışık aldığı takdirde yanacak veya kararacak, az ışık aldığında ise istenilen neticeyi vermeyecektir. Bunun için diyafram açıklığını çok iyi tespit etmek gerekmektedir. Diyebiliriz ki iyi bir fotoğraf çekmenin birinci teknik kuralı diyafram açıklığını çok iyi tespit etmektir. Objektif üzerinde 2, 2.8, 4, 5.6, 8, 11, 16, 22 gibi diyafram açıklıklarını gösteren halka üstündeki değerler küçüldükçe diyafram açıklığı artar, büyüdükçe diyafram açıklığı azalır.

Diyafram, ışığın çok olduğu durumlarda kısalır, yani açıklık azaltılır. Işığın az olduğu durumlarda ise açıklık arttırılır. Şayet 5,6 değeri orta nokta kabul edilirse, ışığın yetersiz olduğu durumlarda ışık miktarına bağlı olarak 5,6’dan küçük taraftaki değerler; ışık fazla ise, 5,6’dan büyük değerler seçilecek

demektir. Tabii bu değer yerine göre, yani ışığa göre değişir. Her değer kendisinden bir küçüğünün yarısı kadar ve kendisinden bir büyük değerin iki misli kadar ışık geçirme kabiliyetine sahiptir. Yani 2,8 değeri 2’nin yarısı kadar ışık geçirebilir.

Net saha derinliği: Objektifin netlik ayar halkasının üzerinde her metre değeri için bir çizgi yahut nokta bulunur. Bu konunun fotoğrafı çekildiğinde, netliğin tam ayarlı olduğu noktanın veya çizginin her iki tarafındaki çizgi yahut noktaya ait değerler net saha derinliğinin sınırlarını tayin ederler. Diyelim ki konu 1,5 m değerinde tam net olsun. Bu anda konu (hangi diyafram açıklığı ile tespit ediliyorsa) farz edelim ki 4 diyafram açıklığı ile tespit ediliyor. Objektif üzerindeki net saha derinliğini veren diyafram-netlik ayarı tablosundan ne kadarlık bir bölgenin net çıkacağı bulunur.

Bu tablo makinaya göre değişir olmasına rağmen, refleks makinaların hemen hepsinde benzer şekildedir. Diyafram açıklığı ile net saha derinliği arasında ters orantı vardır. Açıklık arttıkça derinlik azalır. Şayet net olması istenen en yakın cismin objektife olan uzaklığı iki ile çarpılıp objektifin odak uzaklığına bölünürse, çıkan sonuç diyafram açıklığını verir.

Eğer her iki sınır da vermek istenirse (en yakın ve en uzak) bunları önce kendi aralarında çarpıp, daha sonra iki ile çarpma sonucunda çıkan rakam iki sınırın toplamına bölününce netlik ayar mesafesini verir. Diyafram açıklığı ise şöyle bulunabilir. Önce iki sınır arasındaki fark bulunup, objektifin odak uzaklığı ile çarpılır. Çıkan netice ise iki sınırın kendi aralarında çarpımı ile ikinin çarpılmasından çıkan sonuca bölünür.

Diyelim ki sınırlar 3 ve 4 m; objektifimizin odak uzaklığı da 50 mm olsun. Bu durumda: Netlik ayar mesafesi= (3x4) 2/3-4= 4 m Diyafram açıklığı: (4-3)x50/(2x3x4)= 2,08

Demek ki böyle bir durumda netlik ayar halkasını 4 m üzerine, diyafram açıklığı halkasını da yaklaşık olarak 2 üzerine getirmek lazımdır.

Makina sonsuza ayar edildiğinde en yakın net cisim ile objektif arasındaki uzaklığa "hiperfocal mesafe" denir. Eğer belirli bir noktadan en uzak bir noktaya kadar konunun tam net olması istenirse, makina hiperfocal uzaklığa ayar edilmelidir. Bu uzaklığın yarısından sonra sonsuza kadar olan bölge tam anlamıyla maksimum derecede net çıkacaktır.

Fotoğrafın banyo edilmesi: Fotoğraf film veya kağıdın üzerindeki görüntünün açığa çıkarılması. Çekimden hemen sonra film veya kağıt üzerinde hiç bir görüntü yoktur. Bu görüntüyü açığa çıkarmak için film veya kağıt developman, tespit ve ağartma gibi banyo işlemlerine tabi tutulur. Birinci işlem olan developman, ışık görmüş gümüş tuzların gümüşe indirgenmesinden ibarettir. Bu maksatla banyoya hidrokinon, p-aminofenol ve p-fenilen diamin gibi indirgeyiciler katılır. Ayrıca banyoya indirgeme gücünü arttırmak için sodyum karbonat veya kostik soda gibi alkaliler, developman neticesi meydana gelen bromür iyonlarının frenleme tesirini azaltmak için potasyum bromür, developman maddesinin atmosfer oksijeniyle yükseltgenmesini önlemek için sodyum sülfit katılır.

tespit işlemi, developman işleminden kalan ve istenmeyen gümüş tuzlarının ya yıkanıp atılması veya pasif kararlı hale getirilmesidir. Çünkü gümüş tuzu ışığa duyarlıdır ve gittikçe koyulaşır. Bu işlem için gümüş birleşikleriyle reaksiyona giren hipo adıyla tanınan sodyum hiposülfit ve amonyum tiyosülfat çözeltileri kullanılır. Kararlı hale getirme işleminde ise tiyoüre gibi organik kükürt bileşikleri kullanılır. Kararlı hale getirme tespit işlemine göre pek iyi netice vermez. Bu yüzden sadece kağıt üzerine yapılan baskılarda kullanılır.

Ağartma, developo edilmiş gümüşü temizlemek için yapılır. Potasyum dikromat, sülfürik asit, potasyum bromür ve potasyum ferrosiyanür gibi yükseltgenler kullanılır.

Fotoğraf film ve kağıdının kullanıldığı yerlere göre banyo işlemleri bazı farklılıklar gösterebilir. Ayrıca filmlerin banyolarına parça parça veya makaralı şeritler halinde daldırılması da değişik banyo tertibatlarını gerektirir.